Vanlı Aşıklar Fena Kapışıyor

Van’ın son nesil aşıklarından Aşık Çağlari (Mehmet Akçay) ve Dertli Kazım (Kazım Gülle) Saz İmalat Ustası Tevhid Topal’ın yeni iş yerine hayırlı olsun ziyaretinde fena kapışıyor…

#Aşıklar #AşıkAtışması #VanlıAşıklar

VANLI AŞIKLAR KİMLERDİR?

Aşık Çağlari (Mehmet Akçay) Kimdir? Hayatı

1951 yılında Van’da doğdu. İlk, orta ve liseyi Van’da okudu. Aşıklık sanatına 1986 yılında başladı. Üstası Mevlüt İhsani ile birlikte Erzurum’da merkez Aşıklar Kahvesi’nde sanat alanında çalışmaları oldu. 1999 yılında Van’a geldi. Sümerbank’tan emekli olan ve Aşık Çağlari olarak tanınan Mehmet Akçay, Van’da Aşıklar Kahvesi sahibidir. Akçay, evli 2 çocuk babasıdır.

Van’ın Son Nesil Aşıklarından Aşık Çağlari (Mehmet Akçay)

Aşık Dertli Kazım (Kazım Gülle) Kimdir? Hayatı

Asıl adı Kâzım Gülle olan âşık, 1954 yılında Van’ın Özalp ilçesinde doğmuştur. Çocukluk yıllarını Van’ın Mercimek Mahallesi’nde geçiren Kâzım Gülle, baba tarafından soylarının Konya’dan Van’a yerleştirilen Karamanoğlu beylerine dayandığını söyler.

İran Kürtlerinden olan annesinin ailesi ise uzun süre önce İran’dan gelip Özalp’a yerleşir. Babası Cevdet Bey, Erciş’te PTT memuru iken, çalıştığı yere ve kayınpederine yakınlığından dolayı ailesini Özalp’a bırakır. Bir müddet sonra Erciş’e bağlı Saray nahiyesine PTT müdürü olarak atanan Cevdet Bey ailesini yanına alır.

Âşık, ilkokulu o dönem nahiye olan Van’ın Saray ilçesinde bitirir. Okumaya pek merakı olmayan âşığı, öğretmeni sesinin güzel olmasından dolayı tahtaya kaldırıp türkü okutarak mezun eder.

Maddi durumları iyi olan Cevdet Bey, çocuklarına dükkân açar ve nakliye işleri için onlara bir de kamyon alır. Cevdet Bey, emekliliği ve kalp rahatsızlığı nedeniyle tekrar Van merkeze taşınır ve bir müddet sonra da burada vefat eder (Arvas 2005: 74).

Dertli Kâzım, o yıllarda ağabeyi Ruhi Gülle’den nota sistemi yerine perde usulüyle bağlama dersleri alır. Askere gitmeden evvel bir kıza âşık olan Kâzım Gülle ona duygularını ifade eden bir güzelleme yazar. Bu olaydan kısa bir zaman sonra vatani görevini yerine getiren âşığın askerlik anıları arasında üsteğmenine yazdığı bir şiiri de vardır.

Âşık, sekizli hece ölçüsüyle yazılan ve kafiye açısından zayıf olan bu şiiri askerliğe veda gecesi saz eşliğinde okur. Üsteğmeni bu deyişten pek hoşlanmasa da âşığa kırıcı bir söz söylemez. Âşığın anlattığına göre Garnizonun gazinosunda bir eğlence olunca “Vanlıyı getirin” derler (Arvas 2012: 77). Vatani vazifesinden sonra da bağlama çalmaya ve âşık tarzı şiirler yazmaya devam eder. Nitekim Van’da meşhur olan âşık bir program, düğün, şenlik, toplantı, vb. olduğu zaman çağrılır.

Buna rağmen kendisi zevk için oturup saz çalmadığını, daha ziyade kederli ve dertli olduğu zamanlarda saz çaldığını söyler. Nitekim âşığın, yaşamında çektiği en büyük sıkıntılardan biri hanımının vefat etmesidir. Bu üzüntülü olay neticesinde eşi için “Sen gideli kara gözlüm” şiirini yazar.

Buna rağmen âşık, eşinin vefatından sonra çocuklarının küçük olması nedeniyle tekrar evlenir. Böylece Kâzım Gülle vefat eden eşinden ve sonraki evliliğinden yedi çocuk sahibi olur. Askerlikten sonra Van’ın merkezinde televizyon atölyesi açar. Âşık hâlen aynı yerde elektronik aletlerin tamiriyle geçimini sağlamaya devam etmektedir (Arvas 2012: 78).

Van’ın Son Nesil Aşıklarından Dertli Kazım (Kazım Gülle)

Dertli Kâzım’ın âşıklığa yönelmesinde bir zamanlar çalgı aleti olarak keman kullanan babasının tesirinin yanında, âşıklık mesleğini icra eden ağabeyi Ruhi Gülle’nin de etkisi vardır.

Bu etkenlerle birlikte Kâzım’ın çok sıkıntı çekmesi ve duygulu bir ruh yapısına sahip olması, onu âşıklığa yönelten diğer faktörler arasında yer alır. Kendisi, Dertli Kâzım mahlasını da bu yüzden seçer. Kâzım, ağabeyinin evde olmadığı vakitlerde eline sazı alır, yavaş yavaş çalmaya uğraşır. Saz çalmayı ilk olarak ağabeyinden öğrenir. Aynı zamanda Türk halk müziğine karşı büyük ilgisi olan âşık; Reyhanî, Çobanoğlu, Sularî, Âşık Veysel gibi âşıkların kasetlerini dinler ve âşıklık merakını giderir (Arvas 2005: 76).

Celâlî’yi (Celal Yenitürk) tanıdıktan sonra âşıklığa iyice heveslenen Dertli Kâzım, bundan sonra oluşturduğu şiirlerin geleneğe daha uygun olmasına dikkat eder. Daha sonra Çağlarî (Mehmet Akçay) ile tanışır ve böylece Van’da âşık tarzı şiir ile geleneksel halk hikâyelerinin icra edildiği “Âşıklar Çay Evi” adlı kahvehanenin daimî âşıklarından biri olur.

Etkilendiği âşıkların başında Neşet Ertaş gelmekle birlikte Çobanoğlu, Sularî, Reyhanî gibi âşıklardan da feyiz alır. Âşık, ilk ustası olarak ağabeyini kabul etmekte; Çobanoğlu, Celâlî ve Çağlarî’yi de diğer ustaları olarak görmektedir (Arvas 2012: 78).

Van’ın Son Nesil Aşıklarından Aşık Çağlari ve Dertli Kazım

Elliye yakın şiiri bulunmasına rağmen bu şiirler müsvedde hâlinde ve dağınık olduğu için onları kitap hâline getirip yayımlatamaz. Birkaç defa kaset çıkarmaya teşebbüs eden âşık, bu isteğini de maddi sıkıntılardan dolayı gerçekleştiremez.

Âşığın kasetten dinleyerek öğrendiği Malatya yöresine ait bir türkülü hikâye de vardır ancak uzun zamandan beri bu hikâyeyi icra etmediğinden ötürü zamanla unutur. Onun şiirlerine genellikle aşk, sevda, vefasızlık gibi temalar yansır. Genellikle hece vezninin 7, 8 ve 11’li ölçülerini kullanan âşık birkaç şiirini 13’lü heceyle oluşturur (Arvas 2012: 79). Örneğin eşinin vefatı üzerine söylediği “Sen gideli kara gözlüm” şiiri 8’li hece ölçüsüyle oluşturulur.

Dertli Kâzım, bu şiirde eşine karşı beslediği sevgiyi, hissettiği güzel duyguları ve bu elim olaydan duyduğu hüznü dile getirir. Acemilik dönemi şiirlerinde ayak, kafiye, redif, hece ölçüsü vb. gibi gelenek açısından önemli olan unsurlar zayıf olsa da ilerleyen dönemde bunlara daha dikkat eder. Nitekim sanatının sonraki yıllarında pek çok âşığı dinleyip onların etkisinde kalan Dertli Kâzım, bu dönemde geleneğin kurallarına daha uygun şiirler oluşturmaya başlar. Buna karşın âşığın, kendisine ait incelenen şiirlerinde geleneğin gerektirdiği hedefe tam olarak ulaştığı söylenemez (Arvas 2005: 75-76).

AŞIKLIK NEDİR?

Anadolu ve Türk kültüründe tarihi çok eskilere dayanmakta olan bu gelenek, doğaçlı olarak sazlı ve sözlü eserler oluşturma geleneğine denir.

AŞIKLIK GELENEĞİ

Âşıklık geleneğinde sazlı veya sazsız , doğaçlama yoluyla kaleme alınan veya birkaç özelliği birden taşıyan geleneğe bağlı olarak şiirlerden oluşur. Aşıklık kavramında söyleyen kişiye “âşık”, bu söyleme biçimine “âşıklık – âşıklama”, âşıkları yönlendiren kurallar bütününe de “âşıklık geleneği” adı verilir.”

Aşıklığın halk edebiyatı olduğu kadar toplum içerisinde manevi değerleri de mevcuttur. Aşık olmanın belirli gelenekleri bulunmaktadır. Bunlar; Mahlas Alma Rüya Sonrası Âşık Olma. (Bade içme) Usta – Çırak Atışma – Karşılaşma Leb – değmez (dudak değmez) Askı (muamma) Dedim – Dedi Tarzı Söyleyiş Tarih Bildirme Nazire Söyleme ve Saz Çalma’dır.

Van’da Aşık Geleneği ve Vanlı Aşıklar/Vanlı Saz Şairleri Kimlerdir?
Doç Dr. Abdusselam ARVAS

Bu yazı, yazarın 2005 yılında savunduğu “Van
Âşıklık Geleneği” adlı yayımlanmamış Yüksek Lisans
tezindeki ikinci bölümün gözden geçirilerek kısaltılmış
ve yeni bilgiler eklenmiş hâlinden oluşmaktadır.


GİRİŞ


Yakın zamana kadar Van’da hem âşıklık mesleğiyle
aynı paralelde hem de bağımsız bir halde devam eden
zengin bir halk hikâyeciliği bulunmasına rağmen, teferruatlı
ve tafsilatlı bir çalışma yapılmamasından, anlatılan
türkülü hikâyelerin tarihin karanlıklarına gömülmesine
neden olmuştur.

Bununla birlikte, halk hikâyeciliğini
kapsayan Van âşık kültürü, bütün canlılığıyla gelenek
temsilcileri tarafından yaşatılmaya devam etmektedir.
Hâlen hikâyecilik geleneğini devam ettiren Emin
Yıldızdal ile Âşık İsmail, âşıklık mesleğini icra eden
Ummanî, Celâli, Çağlarî gibi âşıkların varlığı ve fasılların
düzenlendiği mekân olarak “âşıklar çay evi”nin
günümüzde faal olması, ortaya atılan savın en güzel
delilleridir.

Ancak, Van yöresinde yapılan araştırmaların
diğer bölgelerde yapılan araştırmalarla eşzamanlı yürütülmemiş
olması, Ercişli Emrah hariç, geçmişte yaşamış
bazı Vanlı âşıkların tanınmamasına yol açmıştır. İncelememiz,
bu bakımdan biraz da olsa, söz konusu eksikliği
giderme yolunda atılmış bir adım olarak değerlendirilmelidir.
Elbette, çalışmamızın Van âşıklık geleneği ve
temsilcilerini her açıdan ve eksiksiz araştırdığını söylemek
mümkün değildir.


Yapılan araştırmalardan elde edilen bilgiler ışığında,
Van âşıklık geleneğinin bulunabilen ilk temsilcisinden
günümüzde yaşayan temsilcilerine doğru âşıklar,
tarihsel bir sıralamayla belirtilmeye çalışılmıştır. Bu
araştırmada yalnızca Vanlı âşıklar ile hikâyecilik geleneğinin
temsilcileri ele alınmış olup Vanlı kalem şairleri,
Vanlı mahalli sanatçılar, ulusal çapta isim yapmış Vanlı
türkücüler araştırmaya dâhil edilmemiştir.

Örneğin Yusuf Sahik, Mehmet Bülbül gibi mahalli sanatçılar, Mehmet
Feyyat, Ümit Kayaçelebi gibi kalem şairleri, Ruhî
Su, Celâl Yarıcı, Atakan Çelik gibi ulusal düzeyde tanınan
halk müziği temsilcileri konu dışında bırakılmıştır.


Âşıklık geleneği, halk şairliğinin daha özel bir dalını teşkil
ettiğinden ve halk şairleri başlığı çok geniş bir konuyu
içerdiğinden dolayı bu yola başvurulmuştur.


Bu nedenler dışında, halk şairleri gibi kapsamlı bir
araştırma için, şu an elimizde yeteri kadar kaynak da bulunmamaktadır.
Ancak halk hikâyeciliği, âşıklık geleneğinin
önemli bir parçası olduğundan dolayı, hikâyecilik
yönü olan; ama zamanında araştırılmadığı için bir tek
dörtlüğüne bile rastlayamadığımız şahısları da âşıklar
kategorisinde değerlendirdik.

Yine, mahalli sanatçılardan
ziyade, âşıklara yakın olan; fakat tam olarak âşık
denilemeyecek bazı sanatkârları da âşıklarla birlikte
ele aldık. Çünkü bu şahıslar, geleneğin modern âşıklar
için şart koştuğu saz eşliğinde kendi eserlerini söyleme,
mahlas kullanma, irticalen deyiş söyleme ve atışmaya
girme, kendisini bir ustanın çırağı olarak görme gibi koşulları
yerine getirmektedirler.

Ama az sayıda şiire sahip
olmak, kendi eserlerini çoğu zaman icra etmemek,
türkü ve popüler müzik örneklerini sunmak gibi onları
âşıklıktan uzaklaştıran yönleri de var. Bunun çalışmamızda
yer alan örnekleri Zeki Ayhan, Şükrü Doğan, Hüsamettin
Ergül’dür. Bu sanatkârlar, günümüzdeki birçok
âşığın yaptığı gibi, ya ismini ya da soyadını mahlas olarak
kullanmaktadırlar.


Yöredeki bazı âşıkların isimlerini bildiğimiz halde,
onlarla görüşemediğimiz için biyografi ve şiirlerine ilişkin
bilgileri elde edememiş bulunmaktayız. Söz konusu,
sanatkârların başlıcaları, Erciş’e bağlı Çelebibağı
köyündeki Muhittin Sadık, Örene’deki Kahraman Dursun,
Fuzuli, Salmanağa’daki Hadi Kaya isimli âşıklardır.
Yine eskiden yaşamış; fakat hakkında hiçbir bilgi bulunmayan
başka isimleri de şöyle sıralamak mümkündür:
Kasımbağlı Hakkı, seferberlikten sonra ölen Âşık Mirza,

Van Aşık Geleneği /2
Van Aşık Geleneği /3
Van Aşık Geleneği /4
Van Aşık Geleneği /5
Van Aşık Geleneği /6
Van Aşık Geleneği /7
Van Aşık Geleneği /8
Van Aşık Geleneği /9
Van Aşık Geleneği /10
Van Aşık Geleneği /11
Van Aşık Geleneği /12
Van Aşık Geleneği /13
Van Aşık Geleneği /14

İlginizi Çekebilir

Eski Van Gravürleri

Van Şehri Gravürleri (1800’lü Yıllar)

Van Şehri Gravürleri (1800’lü Yıllar) Fotoğrafın olmadığı 1800-1900 yılları arasında Van’a gelen yabancı seyyah ve …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir